Online danışmada kızlar ve genç kadınlar zorla evlilikten korunmak için bilgi ve destek almaktadırlar. Kızlar e-posta olarak danışma, bire bir chat, gurup chat vs. yolu ile emniyetli bir çerçeve içerisinde (SSL anahtarlı) bizimle irtibata geçebilirler. Gerektiğinde bizzat ve telefon danışmaları da sunulmaktadır.

Taşıyıcı kurum: "Mädchenhaus Bielefeld e.V." (Bielefeld Kızlar Evi t.c.) kızların ve genç kadınların yaşam şartlarını her konuda iyileştirmeyi hedef olarak alan, kamu yararına çalışan bir dernektir. Gençlik yardımının sahibi olarak kabullenmiş bu dernek zor ve kritik durumda bulunan kızlar ve genç kadınlara yönelik teklifler geliştirmektedir. Değişik sosyal ve kültürel kesimden gelen kızlar danışabilmekte, destek almakta, güveni sağlanabilmektedir. Ayrıca dört bölümden oluşan Bielefeld Kızlar Evinde uzun vadeli kalabilecek yer sağlanmaktadır. Danışma merkezi, online danışma, zorla evliliğe karşı korunmak için online danışma, sığınma evi ve uzman bakıcılı oturma olanakları (Dernek ile ilgili diğer bilgiler: www.maedchenhaus-bielefeld.de)
Zorla evlilik mi, yoksa düzenlenmis evlilik mi ?
Gelin veya damat, ebeveynleri veya aile fertleri tarafından tehdit edilerek veya kendilerine şiddet uygulanarak evlenmeye mecbur edilirse buna zorla evlilik denir. Eğer taraflardan birisi evlendirilmeyi onaylamıyor ve kabul etmiyorsa, yani istemeyerek zorla kabul ediyorsa buna zorla evlilik denir.
Bunun paralelinde bir de düzenlenmiş evlilik vardır. Bu evlilik de ebeveynler/akrabalar tarafından düzenlenmekte veya aracılar tarafından organize edilmekte, ancak müstakbel eşlerin rızaları ile gerçekleşmektedir.

Zorla evilik ile düzenlenmiş evlilik arasındaki sınır çok ince olmasıyla birlikte, dışarıdan ancak tam olarak analiz edilip, ilgililerin amaç ve çıkarlarını öğrendikten sonra belli olmaktadır. Ne zaman zorla evliliğin söz konusu olduğu ve neyin zorla yaptırılmış olması ise, tarafların kişisel algılarına bağlıdır. Kesin olan tek şey, genç kadın veya erkeğin gerçekten 'Hayır' deme şansının olmasıdır. Burada, uygulanan ve hissedilen zorla evliliği gerçekleştirme mecburiyetinde olmanın büyük rolü vardır. Bu durumda ebeveynlerin hafif baskı olarak nitelendirdiği (iyi niyetlilik, sadece çocuğun iyiliğini düşünerek), evin kızı veya oğlu tarafından psikolojik stresli bir dönemde mecburiyet veya zorlama olarak algılanabilir. Ebeveynlerinin kendilerine bir eş adayı seçtiğini, ancak son sözün kendisinde olduğunu düşünen kızlar da bulunmaktadır. Fakat birçok örnekte o denli ağır baskı uygulanır ki, kızın itirazı ağır sonuçlara neden olabilmektedir. Ailelerini 'kaybetmekten' korkmaktadırlar. Çoğu kez ebeveynler ve akrabalar tarafından psikolojik ve sosyal baskı ile, namus için öldürme tehdidiyle, dışarı çıkartmamak ve şiddet uygulamakla evliliği kabul etmeleri sağlanmaktadır. Bazı örneklerde evlilik gerçekleştikten sonra da baskı devam etmektedir. Kadınlar evliliklerinde zorla ve bunlarla bağlantılı olan sonuçlara katlanmak zorunda kalmaktadırlar (zorla evliliğin sonuçlarına bakınız.).
Zorla evliligin sayıları
Uzmanlar zorla evliliğin Almanya ve AB'nin diğer ülkelerinde tahmin edildiğinden fazla olduğu konusunda aynı görüşü paylaşmaktadırlar. Ancak şu an zorla evliliğin fazlalığını kanıtlayacak güvenli sayılar bulunmamaktadır. Fakat henüz gün ışığına çıkmamış sayıların yüksek olduğu tahmin edilmektedir. 2004 senesinde Federal Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Bakanlığı (BMFSFJ) tarafından yapılan araştırmalar sırasında 150 Türk kökenli kadın zorla evlilik konusunda bilgi vermiştir:
Berlin ve Baden-Württemberg eyaletinde bulunan yardım kurumlarında ve makamlarda yapılan araştırmalarda şu sonuçlar elde edilmiştir:
Zorla evlilik konusu ile ilgili son senelerde elde ettiğimiz tecrübeleri değerlendirdiğimizde, Bielefeld kızlar evinin bölümlerinde danışma ve sığınma arayan genç göçmenlerin % 50 si zorla evlilik tehlikesi ile karşı karşıya kalan veya bu zorla evliliğin içinde olan kişilerdir.
Zorla evlilik erkek çocuklar/genç erkeklere için de geçerli midir?
Erkek çocuklar ve genç erkekler de zorla evliliğe maruz kalabilirler. Daha çok geleneklerine bağlı olan aileler, onları disipline sokmak ve kendi kültürlerine döndürmek için zorla evlendirmektedirler. Ancak genelde sonuçlar kızlarda olduğu kadar kötü değildir, çünki genç erkeklere daha fazla özgürlük verilmektedir: Meslek eğitimi bitirilebilmekte ve hareket alanları daha geniş tutulmaktadır. Zorla evliliğin negatif sonuçlarına daha çok karıları katlanmaktadırlar. Onlar için hiçe sayılma, kötü muamele görme ve cinsel tacize uğrama riskleri büyüktür.
Zorla evliliğin sonuçları

Zorla evlilikler psikoloji ve sağlığa zarar vermektedir. Zorla ve erken evliliğin sonucu olarak kızlar, çoğu kez okul ve meslek eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalmaktadırlar. Böylece bilgisizlik ve bağımlılık çemberine girmektedirler. Kızlar veya genç kadınlara, haklarında karar kılınan evliliğe itiraz ettiklerinde, çoğu zaman kendi aileleri tarafından hakaret edilmekte, dayak ve namus için öldürmeye varan tehditler yapılmaktadır. Düğünden sonra kızlardan veya genç kadınlardan kocasının ve muhtemelen onun ailesinin sözünü dinlemeleri beklenmektedir. Evli kadın görevlerini yerine getirmediğinde, en kötü ihtimalde, bu durum örneğin tehdit ve dayak gibi bedensel ve psikolojik kötü muamelelere yol açabilir. Bunun dışında kendisinden eşi için cinsel açıdan hazır olması beklenebilmektedir. Böylece zorla evlendirildiği kocası tarafından cinsel tacize uğrama riski büyük olmaktadır. Kızlar ve genç kadınların yaşadığı sürekli tecavüz korkusu, zorla evliliğin en kötü sonuçlarından birisidir.
Zorla evlilikler depresyonlara, kendine zarar vermeye, intiharlara ve kronik psikosomatik hastalıklara neden olabilmektedir.
Kızlar (Erkekler) neden zorla evlendiriliyorlar?
Zorla evlilik için ebeveynlerin öngördüğü sebepler farklı olabiliyor. Bunlardan bir tanesi, kızlarının ’iyi bakım altında olması'dır. Başlık parası söz konusu olduğunda, ebeveynlerin bencil ve maddi güdüleri de sebep olabilmektedir. Bunun dışında genelde geleneklerine bağlı olan aileler, batı ülkelerinde yetişmiş kızlarını ve erkek çocuklarını kendi ülkelerinden biriyle evlendirerek, disiplin altına alma kendi kültürlerine döndürme arzuları vardır.
Özellikle kızlar hayatları için geleneklerine aykırı planlar yaptığında, ebeveynler onları zorla evlilikle tekrar 'doğru yola' çevirmeye niyetlenmektedirler. Çeşitli ülke ve aile geleneklerinden oluşan namus kavramları burada önemli rol oynamaktadır; çünki zorla evlilik çoğu zaman aile içerisinde uygulanmaktadır (yani kuzen kuzenle veya amca ve dayının yeğenleriyle evlilikleri vs.). Ebeveynler kızlarının üzerinde olan etkilerini yitirmekten korktuklarından, çabuk ve kararlaştırılmış bir evlilikle, kızlarını tekrar alışık oldukları eski geleneklerine bağlamayı istemektedirler. Kızlarının bir erkekle arkadaşlık kurup, kızlığını kaybetme durumunda, çehrelerini (aile namusunu) kaybedeceklerinden korkmaktadırlar. Çabuk gerçekleşen bir evlilikle ebeveynler hem sorumluluklarından kurtulacak, hem de geleneksel güçlerini sağlamlaştıracaklardır.
Almanya'da yaşayan ve ebeveynleri tarafından zorla evlendirilmek istenen kişilerin yanısıra, zorla evliliğin üç diğer çeşidi daha izlenmektedir:
Burada yazılanlar zorla evlilik için mümkün olabilen asıl sebeplerin basit ve özetlenmiş şeklidir. İlgililerin yaşam tarzları farklı ve komplike olduğundan, kızları ve genç kadınları danışma ve desteklemede bunları göz önünde bulundurmak gerekmektedir.
Zorla evlilik dinsel bir olay değildir

Açık tartışmalarda zorla evliliği belirli bir dine bağlama eğilimleri görülmektedir. Ancak zorla evliliğin sebepleri, genel anlamda din değil, eskiden kalma geleneklerdir. Dünyanın büyük dinlerinden olan budizm, hıristiyanlık, yahudilik, hinduizm veya islam gibi hiç bir dinde zorla evlilik koşulu yoktur. Ancak sayılan bütün bu dinlerde bulunan, kadınların erkeklerin iktidarı altında yaşamayı yasallaştıran, yani kötüye kullanılan metinler bulunmaktadır. Bu metinler, kızların ve genç kadınların karar haklarını kısıtlamak veya tamamen yok etmek için, eski gelenekleri koruyan temsilciler tarafından kullanılmaktadır.
Yardım edilmesi gereken kızların ve genç kadınların durumlarını daha iyi değerlendirebilmek için yasal durumu bilmekte fayda vardır. Bu sayfa ilk etapta çok çeşitli hukuk dallarından hükümler hakkında ilk bilgileri vermektedir.
Daha fazla bilgi edinebilmek için online-danışmaya veya bir avukata başvurunuz.
Devletler hukuku
1948 tarihli Birleşmiş Milletler Genel İnsan Hakları Açıklaması 16. madde 2. fıkrasına göre, evlilik sadece ve sadece müstakbel eşlerin serbet iradeleriyle yaptıkları açıklamayla gerçekleşebilmektedir.
Bu ise zorla evlilik insan haklarına aykırıdır anlamına gelir.
Anayasa hukuku
Başkalarının haklarını ihlal etmedikçe, anayasanın öngördüğü düzene veya ahlak yasasına karşı harekette bulunmadıkça, herkes kişiliğini geliştirme hakkına sahiptir. İnsan hürriyeti dokunulmazdır (Anayasanın 2. maddesi).
İnsan onuru dokunulmazdır (Anayasanın 1. maddesi).
Kanun önünde her insan eşittir. Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Devlet, kadın ve erkek eşitliğini gerçekten teşvik etmek ve mevcut olan eşitsizliklerin ortadan kalkması için çalışmakla görevlidir (Anayasanın 3. maddesi).
Dolayısıyla zorla evlilik Alman Anayasası ile bağdaşmamaktadır.
Medeni kanun

Evlilik gerçekleştiğinde, hangi ülkenin vatandaşı olunduğu önem taşımaksızın, evlenmenin yapıldığı ülkenin kanunları geçerlidir. Alman yasasına göre, evlilik aile kanununa bağlı ve eşlerin serbest iradeleriyle yaptıkları açıklamalarını gerektiren bir sözleşmedir (Alman Medeni Kanunu 1310. maddesi ve diğerleri).
Alman Medeni Kanunu 1303. madde 1. fıkrasına göre reşit olmadan evlenme yapılmamalıdır. Evlilik isteminde eşlerden biri reşit değilse, sadece Aile Mahkemesi kendisini bu şarttan muaf tutabilir. Ailelerin bunu yapması mümkün değildir (Alman Medeni Kanunu 1303. maddesi 2. fıkrası).
Zorla gerçekleştiği ispatlanabilen bir evlilik, bir yıllık süre içerisinde bir mahkeme kararı ile fesh edilebillir. Bir yıllık süre geçtikten sonra sadece boşanma söz konusu olabilmektedir.
Ceza kanunu
Bir şahıs başkası tarafından evliliğe zorlandığında, Alman ceza kanunu 240. madde, 4. fıkra ve 1. cümlesine göre burada ağır taciz söz konusudur. Somut örneklere göre tehdit (Alman ceza kanunu 241. maddesi), yaralama (Alman ceza kanunu 223. maddesi ve diğerleri), özgürlükten yoksun kılma (Alman ceza kanunu 239. maddesi) veya korunmaya muhtaç kişilere kötü davranma (Alman ceza kanunu 225. maddesi) gibi suç unsurları söz konusu olabilmektedir.
Çocuk ve gençlere yardım kanunu
Çocuklar, gençler ve genç yaştaki reşitler, yardım için Gençlik Dairesine başvurabilirler. Yabancı çocuklar, gençler ve genç reşitlerin yardım alabilmeleri için, resmi olarak veya Yabancılar Kanununa bağlı şekilde Almanya’da göz yumulmak suretiyle oturma izinlerinin olması zorunluluğu vardır.
Acil bir durum ve bir problemden dolayı danışma gerekiyorsa ve ebeveynlere haber verildiğinde danışma engellenecekse, böyle bir durumda çocuklar ve gençler ebeveynlerinden habersiz Gençlik Dairesine danışma için başvurabilirler (Sosyal güvenlik kanunu 8. madde 3. fıkrası VIII. Kitap).
Çocuklar ve gençler barınmak için başvurduğunda veya çocuğun esenliği için güvenli şekilde barınması gerekiyorsa, Gençlik Dairesi koruma altına almak zorundadır. Çocuklar ve gençler ebeveynlerin rızası olmadan da Gençlik Dairesi tarafından koruma altına alınabilmektedir. Yani güvenlikleri başka şekilde sağlanamıyorsa, geçici olarak uygun şahısların yanına veya kurumlara yerleştirilebilirler. Ebeveynler koruma altına almaya itiraz ederlerse, Gençlik Dairesi bir mahkeme kararı aldırmak zorundadır (Sosyal güvenlik kanunu 8a maddesi VIII. Kitap).

Gençlik Dairesi, çocuğun esenliğinin tehlikeye gireceğini tahmin ediyorsa, birçok uzman kişilerle birlikte tehlike riskinin değerlendirmesini yapmak zorundadır. Bu duruma, çocuğun veya gencin güvenliği etkilenmedikçe, çocuğun bakımı ve eğitiminden sorumlu şahıslar ve çocuk veya genç dahil edilmelidir. Gençlik Dairesi aile mahkemesinin müdahele etmesi gerektiği kanısına vardığında mahkemeye başvurmak zorundadır. Çocuğun bakımı ve eğitiminden sorumlu şahıslar veya yetkililer tehlike riskini değerlendirmeye yardımcı olmadıklarında veya olamadıklarında da mahkemeye başvurmak gerekir. Acil bir tehlike söz konusu olduğunda ve mahkeme kararının beklenilemeyeceği bir durumda, Gençlik Dairesi çocuğu veya genci koruması altına almak zorundadır (Sosyal güvenlik kanunu 8a maddesi VIII. Kitap).
Reşit gencin şahsi durumundan dolayı yardım gerektiğinde, başvuru yapılması durumunda, kişisel gelişimini ve kendi sorumluluğu altında bir hayatı desteklemek için yardım etmek gerekir. Genel olarak yardım sadece 21 yaşını doldurana dek verilmektedir. Somut durumlarda yardım bu sınırlı süreden fazla uzatılmalıdır (Sosyal güvenlik kanunu 41. maddesi VIII. Kitap).
Çoğu kez genç kadınlar gençlik yardımı kurumlarına değil, kadın evlerine yerleştiriliyor. Kadın evlerindeki bağımsız hareket etme ve kendi başına iş yapma gibi şartlar, 18 ile 21 yaş arasındaki genç kadınlar tarafından yerine getirememeleri durumunda bu bir sorun yaratabilir.
Yabancılar kanunu
Zorla gerçekleşen bir evlilikte Almanya'da yaşayan kız ve genç kadınların oturum statüleri otomatikman değişmiyor. Yasal oturum eşiyle bağlantılı olduğunda, iki yıllık evlilikten sonra evlilikten bağımsız, kendine öz bir oturum hakkı oluşmaktadır. Özel durumlarda oturma izni daha erken de uzatılabilmektedir (Oturma izni kanunu 31. maddesi).
Parlamentonun Haziran 2007'de verdiği Oturma izni kanununun yeni 27. madde, 1a fıkra no. 2 kararına göre, eşlerden biri zorla evlendirildiği şüphesini doğrulayan sabit tahminler bulunduğunda, Almanya'ya aile birleşimine izin verilmemektedir.
Kız veya kadın Almanya dışına çıkarsa (kendi rızası olmasa bile), tekrar Almanya'ya gelmesi problem yaratır, çünki 6 ay yurt dışında kaldıktan sonra normal şartlarda oturma izni iptal olur (Oturma izni kanunu 51. madde, 1. fıkra, no. 6). Böyle bir halde yabancı şahsın, geçici sebeplerden dolayı Almanya'yı terk etmediği düşünülmektedir. Oturma izni kanunu 37. maddesinde, reşit olmadan önce ikameti Federal Almanya'da olan yabancıların, yeniden Almanya'ya girebilme hakkı düzenlenmiştir.
Şiddetten korunma kanunu
Bir şahıs diğer bir şahsın sağlığını veya hürriyetini haksız yere zedeler veya zedelemekle tehdit ettiğinde, gerekirse şiddetten korunma kanununa istinaden koruma kararları alınabilir (Şiddetten korunma kanunu 1. madde). Zorla evlilik gerçekleşmiş olsa bile veya kız ya da kadın kendi çevresindeki kişi veya kişilerce tehdit edildiğinde de bu kararlar uygulanabilir.
Kanun girişimleri

Federal Konsey, zorla evliliğin kendi başına bir suç unsuru olarak kabul edileceği bir yasa taslağı parlamentoya sunmuştur.
Medeni kanundaki değişiklikler. Bunun dışında bu taslak, medeni kanunda da değişiklikler öngörmekte: Bu şekilde tehditle gerçekleşen zorla evliliğin fesh edilebilme süresinin bir yıldan üç yıla çıkartılması öngörülmektedir.
Aynı zamanda zorla evlendirilen eşin nafaka hakkı, diğer eş tarafından tehdit edilerek veya onun bilgisi dahilinde olup olmamasından bağımsız olarak göz önünde bulundurulması yer almaktadır.
Son olarak ise, zorla evlendirilen eşin ölümünde, diğer eşin her durumda miras hakkının elinden alınması öngörülmektedir (evliliğin iptali için başvuruda bulunulmamış olunsa bile).
Zorla evlilikle tehdit edilen kızlar ve genç kadınlarla edindiğimiz tecrübeler doğrultusunda,dağıtımcılar, uzmanlar, destekleyici şahıslar (örneğin teyze, kuzen, yenge, güvenilir öğretmenler) için davranış önerileri düzenledik. Biz bu bilgileri yol gösteren, işaretler veren yardımlar olarak görüyoruz. Böylelikle zorla evlendirilme tehlikesi yaşayan kızlara ve genç kadınlara yardım edilip, başka alternatifler sunulabilir.
Her kızın kendi hikayesi ve kişisel durumu vardır.
Zorla evlilikle ilgili danışma ve destekleme süreçlerinde, ilgili kızların ve genç kadınların kişisel durumlarını göz önünde bulundurmak ve kültürüne hassasiyet göstermkk önem taşımaktadır. Yani kızların değerlerine ve hayat şartlarına saygı göstermek gerekmektedir. Bunun dışında sabırlı olmak ve düşünerek hareket etmek gerekir. Acele davranış ve hızlı kararların kızların durumlarını kötüleştirebileceğini unutmayınız!
Çoğu kez evlilik planları bildirilmekte, yani kızlar erkenden bunun belirtilerini farketmektedirler. Zorla evliliğin olağan işaretleri:

Kızların çoğunda ağır şekilde baskı ve korku görülmektedir. Çoğu her hangi bir kimseye açılmaya veya yardım istemeye cesaret edememektedir. Böylelikle durumu doğru şekilde değerlendirmek büyük önem taşımaktadır. Kızlar veya genç kadınlar güvenebileceği bir kişiyle veya bir yardım ve destekleme merkeziyle irtibata geçmeyi başarabildiğinde, güven verici ve anlayışlı davranmak gerekmektedir.
Kızların ve genç kadınların bu durumda sabırla kendilerini dinleyen birine ihtiyaçları vardır.
Aşağıdaki sohbet kuralları yardımcı olabilir ve bu yüzden dikkate alınmaları tavsiye edilir:
Aileleri ve akrabaları aramak oldukça problemlidir. Bir kız ailesinin yanına geri dönmek istemediğinde, öncelikle kalabileceği güvenli bir yer temin edilmelidir. Aile ile görüşmeler veya arabulucu görüşmeler bu zaman sürecinde ikinci planda gelmektedir. Çoğu zaman kızlarda ailelerinde bir şeylerin değişebileceği ümidi ve inancı kalmamıştır. Ebeveynlerine ve akrabalarına güvenmemekte ve onlardan korkmaktadırlar. Kızların bu endişelerini ciddiye almanız gerekmektedir. Birçok kız polisin 'karışmasını' istememektedir. Çünki polis evi terk eder etmez kendilerinin güvenliği sağlanamamaktadır. Ailelerinin kızgınlıklarına, baskılarına ve şiddetine katlanmak zorunda kalmaktadırlar. Polis, Gençlik Dairesi veya okul gibi resmi makamların ziyaretleri sonucunda kontrol, iftira ve zulüm artmaktadır. 'İyi niyetli' yapılan arabulucu görüşmeler, kızlar için tahammül edilemez sonuçlar yaratmaktadır – sonuçta çoğu kez daha çok acı çekmektedirler.
Bu nedenle, güvenilir kişi olarak önceden yardım ve destek alınız! Örneğin zorla evliliğe karşı korunmak için online danışma veya ilgili Gençlik Dairesi ile yapılan detaylı görüşmeler hem faydalıdır, hem de gereklidir!
Zorla evlilikle yakından veya uzaktan ilgili kızlarla ve genç kadınlarla ilgilenen meslek gurupları ve destekleyici şahıslara aşağıdaki bilgileri ve kuralları aktarmak istiyoruz: Yorum:
Gençlerle yapılan çalışmalardaki öğretmenler ve görevliler zorla evlilik şüphesinde veya gerçekleşen zorla evlilik durumunda, kızlarla sakin bir şekilde konuşup onların güvenini sağlaması, düşünerek davranıp kızlarla atılacak adımları ayrıntılı olarak konuşmak gerekmektedir. Kızın gizliğini ve güvencini koruyunuz!
Başkalarıyla (Gençlik Dairesi, uzmanlar vs.) atılacak adımlarla ilgili yapılan görüşmelerde, kendilerine kızın kişisel bilgilerini açıklamayınız. Ebeveynlerine haber vermeyiniz– yukarıda açıklandığı gibi – bu durum söz konusu kız için kötü sonuçlara yol açabilir. Kızın güvenliği en ön planda gelmektedir!

Gençlik Dairesinin davranış olanakları, Çocuk ve Gençlik Yardımının tüm yasal yardım ve müdahale imkanlarını içermektedir. İlgili kızlarla danışma genel olarak bir güvenilir kişiyle (örneğin, danışma merkezindeki bir görevli, öğretmen veya arkadaşla) gerçekleşmelidir. Ebeveynler bir araya gelip konuşmayı kabul ettiklerinde, kendilerine kızın esenliğinin tehlike altında olduğu gösterilebilir. Gerekirse ebeveynlerle yapılan görüşmelere kendi kültürlerinden bir diğer aracı katılabilir (İnterkültürel büro, kızı destekleyen tanıdık veya akraba).
Burada hassas olmaya önem vermek gerekmektedir: Eğer kız ebeveynleri ile görüşmek istemiyorsa (örneğin arabulucu/açıklık getirici görüşmelerde), bu kararın göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Danışma görüşmesinde kızla aile içindeki durumun konuşulması gerekmektedir. Ailesini terketmesini gerektiren sebepler konuşulurken, kendisine yeterli zaman tanınmalı ve değişik olanaklar sunulmalıdır. Ailesinden kopmayı göze aldığında neler olabileceğini konuşmak da buna dahildir. Bazı şartlar altında aileden kopmasından sonra yeniden irtibata geçmesi kızın hayatını tehlikeye sokabilir.
Söz konusu bir çok şahıs, bundan sonra yaşamlarını anonim bir şekilde sürdüreceklerini bilmektedirler – aileyle hiçbir şekilde irtibatı olmadan. Gençlik Dairesinin görevlilerinin kızları korumak istedikleri ve bunu da uygulayabileceklerinin açık olarak bilinmesi gerekir. Her türlü destekleme hareketi kızla birlikte konuşulup kararlaştırılmalıdır. Aile ile yapılan arabulucu görüşmeler olumlu sonuçlanmamış ve kıza halen baskı ve şiddet uygulanıyorsa, ilgili Gençlik Dairesi tarafından III. Sosyal Güvenlik Kanununun 42. maddesine istinaden koruma altına alınabilmekte, yani geçici bir süre için uygun kişilerin yanında veya kurumlarda barındırılabilmektedir. Bu adım kızlarla iyi bir şekilde konuşulmalıdır. Burada, özellikle barınılacak yerin ne kadar güvenli ve uygun olması söz konusudur. Çoğu kez reşit olan, zorla evlilik tehlikesi yaşayan kızların güvenliklerinin sağlanması için kadın yurtlarında barındırılmaktadır. Bazen 18 veya 20 yaşındaki bir kızın kadın yurdunda barındırılması, bu tür genç kadınların ihtiyaçlarının karşılanamadığından ve yeterli derecede ilgi gösterilemediğinden dolayı uygun olmayabilir.
Her kız için kişisel, en uygun çözümü bulmak ve uygulamak gerekmektedir. Onun kendisinin yönlendireceği şiddetsiz bir hayat sürmeye hakkı vardır.
Bulunduğunuz yerde yardım isterseniz ve başka bilgilere ihtiyacınız olursa, aşağıda gerekli adresleri bulabilirsiniz: Linkler + Kuzey Ren Vestfalya'da (NRW) yardim. Veya Online-Danışma üzerinden bize ulaşabilirsiniz.